Merhaba Meleğim;
Bir yol ayrımındayız sanki. Ya ben zincirlere bağlı bu kalbimi sökeceğim, kan revan içindeki acılarımla yürüyeceğim tek başıma; ya da diğer yolda o zincirlerle aşkımı sürümeye çalışacağım.
Çok ağır Meleğim. Aşkım o kadar büyük ki, küçücük kalbimin gücü yetmiyor. Zincirler gerildikçe geriliyor ve kalbim... Adı konmaz sancılar yaşıyor.
Benim bile tarifini yapamadığım bir sonsuzluktayım şimdi. Bu bir boşluk ama bu boşluk öyle çok dolu ki, adım atacak yer yok. Yine yalnızım görüyor musun? Kirpiklerimin arasından sıyrılan bir damla yaş: ses olup dağlara taşlara çarpıyor, yankılanarak bir damla su edasıyla süzülüyor yanaklarımdan.Ve ben aşkımı haykırırcasına susuyorum.
Susuyorum çünkü konuşamıyorum. Seni incitmemek için. Yazıyorum kere yazıyorum. Şimdiyse ben. Delireceğimden korkuyorum.
Aslını istersen bazen deliresim gelmiyor da değil. O zaman konuşmaktan korkmam belki. Belki o zaman kaybetmekten korkmam. Böylesine, tanımadığım insanlar olup, uğruna kendimden vazgeçmem. Evet vazgeçtim artık ben. Kendimden, geleceğimden ve en önemlisi ailemden. Artık senin için vazgeçebileceğim bir şeyim kalmadı. Bir tek SEN'im varsın. Bir tek ondan vazgeçemiyorum işte. Senin için bile...
Yazıyorum kere yazıyorum ama... Keşke bilsem okuyacağını. Keşke bilsem beni anlayacağını... Olsun Meleğim. Benim olman bile yeter. Belki biz hakkını veremiyoruz aşkın belki de aşk bile böylesine tutku görmedi, kabul etmiyor fazlasını. Kim bilir.
Ben yine de tüm acılara dayanıp, aşkımı taşımayı seçiyorum. Belki sen görürsün ve yardım edersin birlikte rahat yürürüz bu yolda, ya da ben de aşkımla birlikte ölürüm. Başka bir yol yok artık Meleğim. Seni seviyorum...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder